6 Ekim 2013 Pazar

Derin

Şimdi ben böyleyim ya. Kazabildiğimden fazla, ellerim kanarcasına, takatim bitercesine açtım ya bir çukur. Taşan acılarımı, yiten umutlarımı, sönen hayallerimi ve paramparça kalbimi, aşkımı, herşeyimi gömdüm ya o çukura. Şimdi ben tek bir şey diliyorum bu yaptığım için Tanrı'dan. O çukur açılacak bir gün elbet. Ama öyle, ama böyle orda da durmayacak gömdüklerim. İşte açıldığında o çukur, canını yakmasın sevdiklerimin, sebep olmasın o çukur beni sevenlere acı vermek için. Ama çok derin o çukur. Korkuyorum, kestiremiyorum, çok derin, çok derin...

Nicotinia

4 Ekim 2013 Cuma

Alıntı

Çözümü olmayan sorular sorması zihnin deli eder adamı. Ne istediğinle ne yapabilceğin arasındaki uçurum, bir kendinden vazgeçersen kapanır kendiliğinden, bir de ölümüne atlarsan karşı tarafa...

2 Ekim 2013 Çarşamba

Alıntı

Sevdiğine sadık kalan, kendinden vazgeçebilendir.


Ölümü Beklemek

Bir dağın tepesinde, bir damla su düşmemiş yazın ardından gelen yağmurun ortasında, elindeki demir sopayı gökyüzüne kaldırıp düşecek yıldırımı beklemek, öleceğini bilmek ama hangi an öleceğini bilmemek demekmiş beni terketmen. Şimdi o yaz geçti, o yağmurlar geldi çattı, ben o dağın tepesindeyim, elimde demir sopa, gökyüzüne dönmüş yüzüm, sorarım sana ne zaman, ne zaman düşeceksin tepeme ne zaman önce sonsuz ışık sonra ne zaman sonsuz karanlığı göstereceksin bana. Öleceğini bilmek ama zamanını bilmemek ne demek? Anlamak için amansız bir hastalığa gerek yokmuş aslında, amansız bir aşk da verebilirmiş bu hissi. Çaresiz olmak, ne yaparsan yap olmayacak olmak, çıkmaz sokakta olmak, seni elinde demir sopayla yağmurun ortasında bir dağın tepesine itiverirmiş. Artık sadece ölmek istiyorum. Beklemek en zor, en acı, en derin olanmış. Öldür beni artık... Hemen şimdi... Öldür...